8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ: KISA TARİHİ
Şairin (N.H.) dediği gibi: O; benim kollarım, bacaklarım/Yavrum, anam, babam, kız kardeşim/Hayat arkadaşımdır.
Ayşe DELİOĞULLARI
Dünya Kadınlar Gününü duyuyordum ama doğrusu çıkış noktasını bilmiyordum. Mesela neden 8 Nisan değil de 8 Mart ?
Biraz araştırmaya başlayınca 1800’lü yıllara doğru gittim.
Fransız düşünür Jean Jacques Rousseau’nun, insanın özgür doğduğu düşüncesi, henüz kadınları kapsamıyordu. Aynı yıllarda ABD‘de de kölelere özgürlük mücadelesi başlamış, fakat kadınlar bunun dışında tutuluyordu. Erkeklerle eşit hatta daha ağır işlerde çalışsalar da eşit ücret alamıyorlardı.
İş sağlığı ve güvenlik önlemlerinden de tam yararlanamıyorlardı. Bu ayrımcılık kadınların protestolara başlamasına neden olmuştu.
Nitekim sonunda meşhur olay patlak verir: 1857 yılında ABD ‘nin New York eyaletinde 40 bin kadın dokuma işçisinin çalıştığı fabrikada yangın çıkar. Önlem yoktur ama fabrikanın önünde polis barikatı kurulmuştur.
Yangından kaçmak isteyen kadın işçilerden 146’sı bu barikat engelini aşamayarak yanarak can verir.
Özetlemek gerekirse 26-27 Ağustos tarihinde Danimarka Kopenhag şehrinde, 2. Enternasyonal toplantısında 8 Mart yanında can veren bu kadınlara adanmış, “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” olarak belirlenir.
1921’de Moskova’da gerçekleştirilen III. Uluslar arası Kadınlar Konseyi tarafından “8 Mart Dünya Kadınlar Günü” olarak kabul edilir.
Ülkemizde ise ilk kez 1921 yılında “Kadınlar Günü” olarak kutlanmaya başlanır. 1975’te “Birleşmiş Milletler Kadınlar On Yılı” programından Türkiye’nin de etkilenmesiyle “Türkiye 1975 Kadın Yılı” kongresi yapılmış. O yıl daha yaygın olarak kutlanarak, sokağa taşınmış. 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi’nden sonra dört yıl süreyle herhangi bir kutlama yapılmamış. 1984′ten itibaren çeşitli kadın örgütleri tarafından her yıl “Dünya Kadınlar Günü” olarak kutlanmaya başlanmıştır.
Ne ilginçtir ki; 18.yy.da yaşanan bu olaylara İslam peygamberi Hz. Muhammed (s.a.v.) 6.ve 7. y.y.’lar dan ışık tutmuştur. “Cennet Ana’ların ayakları altındadır” diyerek kadının önemini vurgulamıştır. O dönemde kız çocuklarını diri diri toprağa gömen karanlık zihniyet, İslamiyet’in gelişiyle (“Erkeklerin kadınlar üzerindeki hakları gibi, kadınların da erkekler üzerinde hakları vardır”. Bakara Suresi, 228. Ayet) sonlandırılmıştır. İslâmiyet, erkeklere tanınan temel hak ve hürriyetlerin, aynı derecede kadınlara da tanındığını açık açık duyurmuştur.
8 Mart Dünya Kadınlar Gününün önemini ancak kadın ve kadına değer verenler anlayabilir.
Dünyayı sırtında taşıyan kadınları, analarımızı, bacılarımızı, kızlarımızı, kız kardeşlerimizi, eşlerimizi, kız arkadaşlarımızı ötekileştirdiğimizde gelişmenin önünü tıkadığımızın farkında mıyız ?
Kadını önce insan, sonra yoldaş olarak görmeden dünyayı güzelleştiremeyiz.






Benzer Haberler
AT EŞEK VE OİDİPUS
DİLLERİNİ DOLAŞTIRDIK Kİ BİRBİRLERİNİ ANLAMASINLAR
MUTLULUĞU ARAMAK
Atilla Sezener: “Rahat bırakılmalı”
DOĞA DURUMU
Başkan Hatipoğlu: “Füzeler çiftçilerin üzerine yağıyor!”
ANNE HER ZAMAN BELLİDİR
Köpeklerin deri sağlığı ve tüy bakımı için doğal/vegan sabun üretildi.